1,4 Milyon Yıllık Ayak İzleri Şaşırttı: Bu İnsan Akrabası Sandığımızdan Daha İri ve Gruplar Halinde Hareket Ediyormuş. Kenya’daki Turkana Gölü kıyısında binlerce yıl boyunca toprağın altında saklı kalan ayak izleri, insanlığın soyu tükenmiş akrabalarından biri hakkındaki bilgileri baştan yazdırıyor. Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, 1,4 milyon yıldan daha eski bir döneme ait, göl kıyısında yürüyen bir grup ilkel insan akrabasına ait iz dizisini ortaya koyuyor.
Yarım asır önce başlayan keşif
ABD ve Kenya’dan araştırmacıların oluşturduğu uluslararası bir ekip, sekiz bireyden oluşan bir Paranthropus boisei topluluğunun bıraktığı fosil izleri inceledi. Bu izler aslında ilk kez neredeyse 50 yıl önce, Smithsonian Ulusal Doğa Tarihi Müzesi‘nden omurgalı paleontolojisi küratörü Kay Behrensmeyer tarafından kuzey Kenya’da bulunmuştu.
Behrensmeyer’in ekibi 1978’de bölgede jeolojik katmanları incelerken, kayada yuvarlak bir iz fark etti — bu bir hipopotam ayak iziydi. O katmanı dikkatlice temizlediklerinde, altından antik çamura basılmış iki insan akrabası ayak izi daha çıktı.
Araştırmayı yürüten Chatham Üniversitesi’nden biyolog Kevin Hatala, ayak izlerinin fosil kemiklerden elde edilemeyen türden bilgiler sunduğunu, her yeni bulgunun geçmişe açılan farklı bir pencere olduğunu belirtiyor.
Toprağın altında büyüyen bir hazine
Bulgunun asıl büyüklüğü zamanla ortaya çıktı. İlk keşiften sonra alan korumak amacıyla kumla kapatıldı. Ekip 2016 ve 2023 yıllarında bölgeye geri dönerek aynı katmanda çok daha fazla iz buldu. GaJi10 adı verilen alanda toplamda sekiz bireye ait 21 ayak izi ile birlikte hipopotam, antilop ve başka hayvanlara ait sayısız iz de gün ışığına çıktı.
Araştırmacılar, çevredeki kayaçlarda bulunan volkanik külü kullanarak izlerin yaklaşık 1,43 milyon yıl öncesine, yani Erken Pleistosen dönemine ait olduğunu belirledi. O dönemde Turkana Gölü kıyılarında timsahlar, filler ve iki farklı insan akrabası türü — güçlü çeneli ve sağlam yapılı Paranthropus boisei ile günümüz insanının olası doğrudan atası Homo erectus — bir arada yaşıyordu.
Ekip, 2024 yılında bu bölgede biraz daha eski bir iz dizisini incelemiş ve her iki türün izlerinin aynı katmanda bulunduğunu ortaya koymuştu. Bu da iki farklı hominin türünün yüz binlerce yıl boyunca aynı yaşam alanını paylaştığını gösteriyor. Behrensmeyer, iki türün birbiriyle nasıl bir ilişki içinde olduğunu kesin olarak söyleyemeseler de, aynı dönemde aynı bölgede bulunduklarını artık bildiklerini belirtiyor.
Bilim dünyasındaki sıra dışı keşiflere ilgi duyuyorsanız, NASA’nın Sporadik E katmanları üzerine yaptığı araştırmayı ele aldığımız yazımıza da göz atabilirsiniz.
Boy sürprizi: Paranthropus düşünülenden çok daha iriymiş
Araştırmacılar GaJi10’daki izlerin hareket ve anatomik özelliklerini inceleyerek bunların Paranthropus’a ait olduğunu doğruladı. Asıl şaşırtıcı olan ise izlerin boyutuydu: Uzun zamandır Paranthropus’tan belirgin biçimde daha iri olduğu düşünülen Homo erectus’un izleriyle neredeyse aynı büyüklükteydi.
Ayak izlerinden yapılan tahminler, bazı Paranthropus boisei bireylerinin yaklaşık 1,80 metre boya ve 75 kilogram ağırlığa ulaşmış olabileceğini gösteriyor. Bu bulgu, Paranthropus’un boyu hakkındaki önceki tahminleri tamamen değiştiriyor ve aynı dönemde benzer büyüklükte iki farklı hominin türünün bir arada yaşadığını gösteriyor.
İzler sosyal yaşamlarına dair de ipucu verdi
Yeni keşfedilen iz alanının dikkat çekici bir başka yönü, sekiz bireyin çoğunlukla yetişkin erkeklerden oluşmuş olabileceğine işaret etmesi.. Harvard Üniversitesi’nden araştırmacı Neil Roach, bu durumun tür içinde karmaşık bir sosyal yapıya işaret edebileceğini söylüyor. Roach’a göre erkekler eş bulmak için birbiriyle rekabet etmiş olabilir, ancak tehlikeli bir ortamda güvenlik amacıyla zaman zaman bir arada hareket etmeyi de tercih etmiş olabilirler.
Turkana Gölü kıyısı hâlâ sürprizlerle dolu
Şimdiye kadar Turkana Gölü’nün doğu kıyısında yüzlerce ayak izi keşfedildi ve bu izlerin 100 binden fazla yıla yayılan bir zaman diliminde biriktiği düşünülüyor. Behrensmeyer, bu izlerin nasıl korunduğunu daha iyi anlamanın, eski insan akrabalarının neden bu göl kıyısını sıkça tercih ettiğine dair önemli ipuçları sunabileceğini belirtiyor.
Araştırma ekibi, bu yıl içinde yeniden Kenya’ya dönerek fosil iz alanlarındaki çalışmalarını sürdürmeyi planlıyor. Behrensmeyer, 1978’de ilk izleri bulduklarında bunun yıllar sonra bu denli kapsamlı bir bulguya dönüşeceğini hiç tahmin etmediğini söylüyor.
Araştırmaya Hatala, Behrensmeyer, Kiura ve Roach’ın yanı sıra Rutgers, George Washington ve Stony Brook üniversitelerinden bilim insanları da katkıda bulundu. Çalışma, ABD Ulusal Bilim Vakfı ve Turkana Havzası Enstitüsü tarafından desteklendi.
